• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.twitter.com/izzethekin

FIKRALAR

 
OKUL FIKRALARI
 

 

ANNEM GEL DEDİ
İlkokul öğretmeni sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister. Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar,
- Sen gitmek istemiyor musun?
- İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü...

KARNE
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." 

ANA SÜTÜNÜN ÜSTÜNLÜĞÜ
Öğretmen, öğrenciye sormuş :
-Yeni doğan çocuklar için ana sütü niçin inek sütünden daha yararlıdır?
Öğrenci hiç duraksamadan cevabı yapıştırmış :
-Ana sütü bir kere çok daha lezzetlidir.Ekşime mekşime yapmaz.Kedi içmez.Taşınması daha kolaydır. Üstelik ambalajı da çok nefistir! 

KEÇİ YEDİ
Gülseren, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu. Babası yanına gelerek sordu :
-Gülseren, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.  

KÖY YERİNDE
Şehirde doğma büyüme genç bir ilkokul öğretmeni uzak bir dağ köyüne
atanmıştı.Buzdolabından, soğuk hava depolarından söz ediyordu.Çocuklardan birini kaldırdı ve
şu soruyu sordu :
-Koyun etini, kokutmadan uzun süre saklamanın yolu nedir?
Çocuk bakmış ki öğretmenin anlattıklarıyla kendi yaşayışları birbirine benzemiyor, ne desin...
-Köy yerinde öğretmenim, en iyisi koyunu sağ bırakmalı. 

NASIL ÖĞRENMİŞ
Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve içiyormuş.
Bir aralık Mustafa sormuş :
-Baba, elektirik nedir?
-Elektirik?...Elektirik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum oğlum.Ne kötü her gün görüp kullandığımız şey halbuki.
Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş.Bir zaman sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
-Ne var oğlum?
-Gök gürültüsü neden olur?
-Gök gürültüsü mü? Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben de bilmiyorum...
Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz. Biraz sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
Ardını getirmediği için babası merak etmiş :
-Ne vardı oğlum, birşey mi soracaktın?
-Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış çocuk.Babası devam etmiş konuşmaya :
-Söyle bakalım, ne soracaktın?.
-Yoo...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim.MATEMATİK
İki öğrenci aralarında konuşuyorlardı:
─ Ben bu matematikten bir şey anlamadım.
─ Neden?
─ Öğretmen geçen gün dört beş daha dokuz eder demişti, bunu ezberledim.
Bugün de kalkmış, altı üç daha dokuz eder, diyor...

KİM KİMİ GÖRMEYECEK
Ders yılı sonunda sınıfta kalan öğrencilerden biriyle öğretmen arasında şu konuşma geçti.
Öğretmen :
-Bir daha sınıfta kaldığını görmeyeceğim, anladın mı?
Öğrenci :
-İstifa mı ediyorsunuz, öğretmenim? 

MATEMATİK FİNALİ
4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"

MANTIK YOLU
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci günü öğretmenine sordu:
-Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?
-Olur, mu evladım, dedi öğretmen. Yapmadınsa ceza da olmaz. Niye sordun bunu?
-Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum!

MATEMATİK DERSİNDE
Öğretmen hayvanlardan söz ederken Nizami'ye bir soru sormuş :
-Dört ayaklı hayvanlardan birkaçının adını söylermisin?
Nizami çok kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermeye başlamış :
-Bir at, bir kedi, bir köpek, iki tavuk...
Öğretmen sözünü kesmiş :
-İki tavuk mu dedin?Ne ilgisi var konumuzla?
-Nizami cevap vermiş :
-İki tavuğun dört ayağı yok mu? 

 

NASRETTİN HOCA FIKRALARI 

 

DÜŞÜNEN HİNDİ
Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya :
- Satılık hindii.... Satılık hindii.... Yirmi altına satılık hindi !
Şaşırmış pazardakiler.
- Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş.
- Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.
- Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
- Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !ACEMİ BÜLBÜL
Hoca bir gün, yol kenarındaki hayrat ağaçlardan birine çıkmış, incir yemeye başlamış. Yanından geçen bir yolcu seslenmiş:
- "Hey ! Sen kimsin ? Ne yapıyorsun orada ?"
- "Ben bülbülüm" demiş Hoca.
Adam :
- "Öyleyse öt bakalım" deyince, Hoca karga gibi acayip sesler çıkarmış.
- "Bu ne biçim bülbül sesi yahu", demiş adam. "Bülbül hiç böyle mi öter."
- "Ne yapalım" demiş Hoca, "acemi bülbül bu kadar öter!" 

 AĞAÇ YÜRÜMEZSE
Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der.

 HİÇLİK MAKAMI
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
- "Kimsin?"
- "Hiç" demiş Hoca, "Hiç kimseyim." Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
- "Sen kimsin?"
- "Mutasarrıf" demiş adam kabara kabara.
... - "Sonra ne olacaksın?" diye sormuş Nasrettin Hoca.
- "Herhalde vali olurum" diye cevaplamış adam.
- "Daha sonra?" diye üstelemiş Hoca.
- "Vezir" demiş adam.
- "Daha daha sonra ne olacaksın?"
- "Bir ihtimal sadrazam olabilirim."
- "Peki, ondan sonra?" Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
- "Hiç"
- "Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında..!"

KARA KAPLI DEFTER
Bir keresinde, Hoca Aksehir de ki mahkemeye kadı tayin edilir. Bir gün bir adam koşarak mahkemeye gelir ve Hoca ya:
-Farzedelim iki inek mera da dövüştü ve biri öldü, Hoca Efendi. Öldürenin sahibi sorumlu tutulacakmıdır?
Adamın hilekar gözlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hüküm vermeden.
-Karar vermene yardımcı olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini öldürdü!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandır. Hayvanlara sebep baglanmadığından dolayı, kesinlikle sorumsuzlardır. Bu yüzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim sürçtü. Benim inek seninkini öldürdü demek istemiştim!
Bu haber uzerine, Hoca nın kani beynine sıçrar. Sakalını çeker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk düşündüğümden daha karmaşık bir durum, der. Memurlugunun tum ağırbaşlılığıyla katibine doner ve ekler yanında ki rafta duran kara kaplı kitabı ver bakayim! 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam342
Toplam Ziyaret2070476
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 28° 14°
Saat
Takvim